2. İsa Mesih’in ölüler diyarına girmesi

Kutsallar dünyada yaşıyorlar ama ruhsal olarak ölüler diyarında değiller. Bu nedenle sadece beden olarak evren içinde kalıyorlar. Ruh olarak göktedir. Ama imansız insanlar beden olarak evren içinde ama ruh olarak ölüler diyarındalar. Böylece ölüler diyarına ait olanlarla göğe ait olanlar farklılar. Ölüler diyarına ait olanlar havadaki hükümlanlığın egemeni olan İblis’in egemenliği altındalar. Ama Göğe ait olanlar Kutsal Ruh’un egemenliği altındalar. Biz de geçmişte ölüler diyarındaydık ama şimdi vaftiz aracılığıyla oradan çıkıp Tanrı’nın egemenliğindeyiz. Tanrı’nın sözünü işitiyoruz.

Böylece İnsanoğlu bu dünyaya geldi ama O’nun ruhu aslında ölüler diyarına ait değildi. Tanrı’ya aitti. Ölüler diyarının egemeni O’na dokunamadı. Gökteki melekler de dünyaya geliyorlar ama bunlar da ölüler diyarına ait değil, göğe aittir. Zamanı gelince İsa Şeria ırmağında Yahya tarafından vaftiz edildi ve Kutsal Ruh’u aldı. O zamandan itibaren Kutsal Ruh tarafından yönlendirildi.

Kutsal Ruh O’nu çöle götürdü. İblis O’nu ayartmaya kalkıştı. O doğru insandır. Tanrı’nın Oğlu’dur. O Kutsal Ruh’la doluydu ve Kutsal Ruh’un yönetimindeydi. Kutsal Ruh İsa’yı çöle gönderdi. İsa  günahkâr olmadığı halde İblis’in egemenliği altında olan ölüler diyarına ilk olarak girdi.

Ölüler diyarında yalan, bölücülük, ölüm ve korku var. İsa İblis tarafından denenmek üzere Ruh aracılığıyla ölüler diyarına götürüldü. İnsanoğlu artık Tanrı’nın egemenliğinden ölüler diyarına girdi ama kut  sallar sonra ölüler diyarından Tanrı’nın egemenliğine aktarılıyor. İsa ölüler diyarının anahtarına sahiptir. O’nda ölüler diyarına girme yetkisi var. Dolaysıyla İblis’in egemenliği altında olan ölüler diyarının kapısını açarak girdi. Ölüler diyarıyla hiç alakasız bir kişi ölüler diyarına girdi. Ve ölüler diyarının egemeni olan İblis İnsanoğlu’nu görerek çok şaşırdı.

Bütün krallar kendi tahtını korumak için sarayı kuşatan surları inşa ediyor ve kimse geçmesin diye kapısını koruyor. Bu kapı kralın yetkisidir. Bu yüzden kapıyı açmak boyun eğmekle aynıdır. Sağlam bir şekilde kapatılmış olan kapı kralın yetkisi olduğu için kimse geçemez. Ama Ruh’un yönetiminde İsa sağlam bir şekilde kapatılmış olan ölüler diyarının kapısının içine girdi. Artık evrenden ölüler diyarına girdi.

O güne kadar İblis sürekli İnsanoğlu’a fiziksel olarak zarar vermeye çalıştı. Ama Tanrı O’nu koruduğu için İnsanoğlu Mısır’a kaçti. Sonra Gelile’deki Nasıra Kenti’ne gidip 30 yıldır hazırlık yaptı. Zamanı gelince Şeria Irmağı’na gelip vaftizci Yahya tarafından vaftiz edildi ve Kutsal Ruh aracılığıyla çöle götürüldü. Ama evren içinde yaşayanlar arasında ölüler diyarının egemenliği altında olmayan kimse yoktur. Sadece İnsanoğlu ölüler diyarının egemenliği altında değildir.

Adem gelecek Kişi’nin örneği olarak sadece dünyaya ait değildi, Tanrı’ya da aitti. Sadece ekmekle yaşamayan Tanrı’nın sözüyle yaşayan ruhsal varlıktı. Ama sonra Tanrı’nın sözüne itaat etmeyerek günah işlediği zaman bedensel olarak devamlı yaşıyordu ama ruhsal olarak öldü. Böylece ölüler diyarının egemeni olan Büyük ejderha’nın -İblis ya da Şeytan denen, bütün dünyayı saptıran o eski yılan- egemenliği altında oldu.

İnsanoğlu bu Adem’in soyu değil, Tanrı’nın gönderdiği kadının soyu olarak dünyaya geldi. Sadece O ölüler diyarına ait olmayan Tanrı’dır. Günahsız bir kişi olar ak İblis’in egemenliği altında olan ölüler diyarının kapısının içine girdi. Ölüler diyarının gücü derken Grekçesi ‘kapı’ oluyor. İblis’ten dolayı bütün insanlık ölüler diyarındadır. Herke lanet altındalar ama artık lanet altında olmayan son Adem, yani İnsanoğlu geldi. Böylece ölüler diyarında büyük bir değişiklik yaratıldı. İblis’in egemenliği altında olmayan İblis’ten tamamen farklı olan son Adem geldi. Niçin gelmiş? İblis’le birlikte kalmak için değil savaşmak içindir.