Tekrar bir ölü dirildi

 

İki ay sonra toplantıdan döndüğümde bir kilise işçisi beni bekliyordu. Bu kişi benim bu bölgeye taşındıktan sonra tanıştığım kilise arkadaşıydı ve beni çok seviyordu. Ban söylediki, yaşlı bir kilise işçisi öldü. O kadın çok çalışkandı kilisede çok hizmet edendi. Onun gizli hastalığı vardı. Ve artık öldü. Ve şimdi onun cenaze töreninden dolayı çok çekişmeler olduğunu söyledi. Onun kocası imanlı olmadığı için dünya geleneklerine göre cenaze töreni yapmak istedi ama kızları ise hıristiyan cenaze töreni istediler.

Neyse kilise canlanarak büyürken onun ölmesi herkesi şaşırttı. Çünkü o çok gayretle kilisede hizmet ediyordu. Beni getirmeye gelen kilise işçisi dedi ki, herkes sen gelirsen hal edeceğini düşünerek beklemektedir. Ben kilise işçisi bile değildim ama çok gayretle hizmet ettiğim için kilisede önemli işler varsa her zaman bana sordular ve söylediklerimi yaptılar. Kiliseye gelmeyenler de Kim hoca derken güçlü Tanrı adamı olduğunu düşünüyorlardı. Ben kaygılanarak o kilise işçisiyle birlikte onun evine doğru gittim. Biraz yüksek bir tepeyi geçince iki üç tane ev vardı. En büyük ev onundu.

Tepeyi geçtiğimde yüreğim sözle anlatılmaz iman gücüyle doluydu. Ve geçmişteki gibi Rab’bin sözü akılıma geldi ve beni cesaretlendirdi.

‘İsa diyor ki, Lazar uyuyor.’

‘İsa diyor ki, Yair’in kızı uyuyor.’

‘İsa diyor ki, Nain kentindeki dur kadının oğlu uyuyor.’

‘Rab ölülere yaşam verendir.’

‘Dolaysıyla İsa diyor ki, bu yaşlı olan Rab’bin işçisi uyuyor.’

‘Ben bunu Rab’bin sözüyle uyandırmalıyım.’

Bu şekilde on defalarca tekrar tekrar ısrar ettiğim zaman ben imanın gücüyle dolu oldum. O eve vardığımda ölü kadının kocası sorhoş olup mahalledekiler arasında kiliseyi şikâyet ediyordu. Büyük kız babasıyla kavga ettikten sonra başka odada sırt üstü uyanıyordu. Biz hemen cesetin bulunduğu odaya girdik. Oda içinde kilise işçisi olan Jang vardı (Bu kişi sonra 20 yıldır benle birlikte çalıştı. Şu an Vaftiz kilisesinin pastörü olup çalışmaktadır).

Kısa bir süredir dua ettikten sonra ceseti bağlayan ipleri çözdüm. Koltuk altına ellerimi koyarak onu kaldırıp oturturdum. Kolay değildi ama oturdu. Ve bir dakika sonra ceset nefes üfledi ve gözlerini açtı. Oda içindekiler sevinerek bağırdılar, ilahi söylerek dua ettiler. Yanındaki kilise işçisi ‘ben Kim hoca gelirse mutlak dirileceğine inandım’ diye söyledi.

İki kere ölülerin dirildiği haber yayılınca ben bir süredir zorluk çektim. Çünkü uzak olsun yakın olsun fark etmez insan ölünce hep bana gelip ölüleri diriltmemi istediler.

3 yıl sonra Yeong-deungpo Mun-re kilisesinde toplantı yönetiyordum. Başka bir kiliseden gelmiş olan bir kişi öldü. Ailesi ağlayarak benim gidip onu diriltmemi istedi. Çok yorgundum ve herkesin isteğini kabul edemezdim. Bu yüzden beni izleyerek ilahi zamanı yöneten bir öğrencimi gönderdim. O da itaat ederek gidip ceset için bir saattır dua ettikten sonra benim söylediğimi yaptı. O zaman o ölü kişi dirildi ve ailesiyle birlikte kiliseye gelip tanıklık etti.

Ondan 10 yıl sonra 1976 yılının ilkbaharında, gece ortasında arkadaşım olan bir pastörden telefon geldi. Bu kişi o günlerde ünlü bir canlandırmacı olarak 1bin kişilik büyük kilisenin pastörüydü. Kendi oğlu ölmekte olduğu için gidip dua etmemi istedi. Çok acil bir durumdu ama o günlerde Kore’de gece dolaşmak yasaktı. “Ben de burada dua edeceğim” diye söyledikten sonra telefonu kapattım. İki saat sonra pastörün karısı telefon etti. “Pastör, lütfen oğlumu kurtar” diyerek ağladı. Ben “Telefonu kulağına iyice koyar mısın?” dedikten sonra dua ettim. Sabah erken ziyaret edeceğimi söyledikten sonra telefonu kapattım. Sabah erken hastaneye gittim. yatağa uzanmış olan çocuğa baktığım zaman öleli iki saat falan oldu. Çocuğu dizlerimin üzerine koyarak çok gayretle dua ettim. Dua ederken Rab’bin eli ölü çocuğun üzerinde olduğunu görerek çocuğu annesine verdim. O an çocuk gözlerini açtı ve “anne” dedi. Birkaç ay sonra o pastör yurt içindeki ünlü canlandırmacıları kendi evine davet edip yemek yerken kendi oğlunun öldükten 18 saat sonra tekrar dirildiğine tanıklık etti.

“Hastaları iyileştirin, ölüleri diriltin, cüzamlıları temiz kılın, cinleri kovun. Karşılıksız aldınız, karşılıksız verin” (Matta 10:8)

Bu söz Rab İsa’nın kendi ağzıyla direkt söylediği sözdür. Rab’bin sözünden kuşku duymamalıdır.

“Tanrı’nın sözü diri ve etkilidir, iki ağızlı kılıçtan daha keskindir. Canla ruhu, ilikle eklemleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler; yüreğin düşüncelerini, amaçlarını yargılar” (İbraniler 4:12)

Bu söz şimdi de geçerli olduğunu bilmeliyiz.

Teoloji okulunda okumamış pastörlük da yapmamış bir delikanlıyı canlandırma toplantısının konuşmacısı olarak davet ediyor diye şikâyet edenler vardı. Bu yüzden davet edenler azaldı. Artık hergün 5 saat dua edebildim. Dua etmek benim her şeyim gibi hissedildi, oturup bütün gece dua ederdim. Isıtıcı olmayan kışta da elbiselerim terlerle ısılanana kadar bütün gayretle dua ettim. Sesim zaten bozuktu. Her zaman kısık sesle konuşuyordum.