Bölüm 8

Pastör olarak çağırış, seçiliş, ve pastörün görevi

Pastör olmak isteyenler arasında ‘Tanrı gerçekten beni çağırmış mi?’ diye sormadan sadece kendi isteği ve gayretiyle pastörlüğe başlayan kişi var. Bu nedenle üzülüyorum. Pastör sadece bir kişi için canını veren kişi değildir. Birçok insan için çalışmak gereken kişidir. Böyle kişileri Tanrı ilk önce seçiyor. ‘İşay oğlu Davut’u gönlüme uygun bir adam olarak gördüm’ (Elçilerin işleri13:22) diye, ‘İsa, dağa çıkarak istediği kişileri yanına çağırdı. Onlar da yanına gittiler’ (Markos3:13) diye yazıldığı gibi ilk önce Rab’bin çağrısı olması lazım. Sadece kendi isteği ve gayretiyle olmuyor.

Pastörün hem düşüncesi hem de karakteri önemlidir. Bazı insanlar düşünceleri güzel ama karakterleri uygun olmadığı için başarısız oluyorlar. Bazı insanlar ise karakterleri güzel ama iradeleri zayıftır. Pastör olmak isteyen bazı insanlar çok sorumsuz ve değişkenler. Bu sanki ehliyeti olmayan, hiç araba sürmemiş bir kişinin büyük otobüsü sürmek istemesine benzer. Kutsal Kitap ‘İlk önce kendinizi sınayın’ diyor. Kendisi kendisini en iyi bilir. Pastörlük için provasını yapamazsınız. Pastörlük sanki ön tarafa doğru uçan bir ok gibidir. Bu ok eğer hedefini vurmazsa ne olacaktır? Dolaysıyla bazı insan keşke doğmasaydı daha iyi olurdu ve bazı insan ise ilk baştan o işi yapmasaydı daha iyi olurdu. Tanrı’nın kullandığı insanlara bakın. Onların düşüncesi, karakteri, sabrı ve imanı başka insanlarınkiyle farklıdır.

 

‘İbrahim sınandığı zaman, imanla İshak’ı kurban olarak sundu. Vaatleri almış olan İbrahim, biricik Oğlu’nu kurban etmek üzereydi’(İbraniler11:17)

 

‘Musa büyüyünce, Firavun’un kızının Oğlu olarak tanınmayı imanı sayesinde reddetti. Bir süre için günahın sefasını sürmektense, Tanrı’nın halkıyla birlikte kötü muamele görmeyi yeğledi. Mesih uğruna aşağılanmayı, Mısır’ın hazinelerinden daha büyük bir zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödülü düşünüyordu’(İbraniler11:24-26)

 

‘Daha başkaları alaya alınıp kamçıland ılar, hatta zincire vurulup hapsedildiler.

Taşlandılar, testere ile biçildiler, kılıçtan geçirilip öldürüldüler. Koyun postu ve keçi derileri içinde dolaştılar, yoksulluk çektiler, sıkıntılara uğradılar, kötü muamele gördüler. Dünya onlara layık değildi. Çöllerde, dağlarda, mağaralarda, yeraltı oyuklarında dolanıp durdular’(İbraniler11:36-38)

 

Dünyayı Rab’den daha çok sevenler Rab’bin kulları olamazlar. Sabırsız, korkak, zayıf, tövbesiz, vizyonsuz, tembel, şehvetli ve ruhsal olmayan insan asla pastör olmamak lazım. Ama buna rağmen pastör olursa normal imanlılardan daha beter, daha mutsuz olabilir. Pastörün çektiği sıkıntı mutsuzluk değildir. Pusulasını kaybedmiş ve yolunu şaşırmış bir gemiye benzeyen insan mutsuz insandır.

Tanrı’nın çağırdığı kişi birinci olarak, asla görevinden vazgeçmez. Her hangi sıkıntılar varsada üzülmez. Çünkü Tanrı’nın vaadine inanıyor. Bu vaat kendi ruhuna güç veriyor. Teoloji okulunda okumak güzel bir şeydir. Bunun amacı sadece pastörlük değildir. Pastör olmayan kilise liderleri için de eğitim gerekir. Kilise liderleri yetiştirmek için eğitmek için de teoloji okulu faydalıdır. Tanrı ne zaman çağıracağını bilemeyiz. Önemli olan şu ki, Tanrı’nın çağrısı yokken pastör olmaya çalışırsa problemlidir. Tanrı kendinizi çağırıp çağırmadığını bilmiyorsanız bu çok tehlikeli bir şeydir. Pastörün işi çok özel olduğu için provasını yapamazsınız. Pastör olarak el aldığınız andan itibaren yaptığınız her şey hesaplanacak, çünkü Rab’bin kulusunuz. İkinci olarak pastör mutlaka Tanrı tarafından seçilmiş olmalıdır. Tanrı sadece yetenekli insanları seçmez.

 

‘Kardeşlerim, aldığınız çağrıyı düşünün. Birçoğunuz insan ölçülerine göre bilge, güçlü ya da soylu kişiler değildiniz.

Ama Tanrı, bilgeleri utandırmak için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de dünyanın zayıf saydıklarını seçti. Tanrı, dünyanın önemli gördüklerini hiçe indirmek için, dünyanın önemsiz, soysuz ve değersiz gördüklerini seçti. Öyle ki, Tanrı’nın önünde hiçbir insan övünmesin’ (1Korintililer1:26-29)

 

Böylece Tanrı insanın ölçüsüne göre değil, sadece Tanrı’nın ölçüsüne göre seçer, Tanrı insanın dış görünüşüne bakmaz içine bakar. Bazı insan sadece dış görünüşüne bakarak ‘Sen pastöre benziyorsun’ der ama bu boş sözdür. Bunun gibi sözleri işiterek eğer pastör olmaya kalkarsa kendi kendini aldatmış olur.

Eski Antlaşma Çağındaki Rab’bin işçileri Tanrı’nın tapınağında kandil ve buhur yakan kâhinlerdi. Ama Yeni Antlaşma Çağında artık herkes hizmetçi, herkes kâhindir. Pastörler da kâhindir, başka görevliler de kâhindir, normal imanlılar da kâhindir. Herkes Tanrı’nın kutsal tapınağıdır. Kutsal Ruh’a itaat eden ve Tanrı’ya adanmış olan kâhindir. Ama Yeni Antlaşma kilisesinin pastörü ilk önce İsa Mesih’in öğrencisi olmalıdır, O’nun öğrettiklerini yerine getirmelidir ve başka insanlara da öğretmelidir.

Rab İsa çağırıp seçtiği kişilere işlerini bıraktı. Birinci olarak onları insan tutan balıkçılar yaptı, ikinci olarak koyunları otlatan çobanlar yaptı, üçüncü olarak bağcılar yaptı. Sadece tapnakta hizmet eden değildir, balık tutmak için derin sulara açılıp ağları atmalıdır. Uzak yerler olsun, yüksek ve tehlikeli dağlar olsun, koyun sürüsünü güderek otlatmalıdır. Ve İsa onların bütün gün boyunca güneş altında çalıştıktan sonra yine efendisine hizmet etmek gerektiğini ve ‘Biz değersiz kullarız’ demek gerektiğini öğretmişti. Bunlardan hiçbir şey kolay değildir. Canını vermek bile gerekebilir.